birseyyahgeziyor.com
42.Bir Film Bir Kitap Bir insan ...

 

İnsana ait olan kısımdan başlarsak. Çocukları okula gidenler, çalışan ebeveynler, yoğun hayat tercihleri (mecburiyet dense de, her biri kendi tercihimiz aslında)... Bununla birlikte, ben içinde olup da araştırdığım için; evokulu yapanlar, okulsuzluk gibi bir yaşam tarzını seçenler... Ve içinde olmayıp da hiç bilmediğimiz daha sayısız yaşam tarzı tercihi... Her birimiz birbirimizden #farklıyız ve önemli olan da birbirimize #saygı duymamız. Ülkemizde ve dünyada #evokulu ve #okulsuzluk yapan, takip ettiğim ve hikayelerini öğrenmeye çalıştığım pek çok #aile var. Hiç biri birbirinin aynı şeyler yapmıyor desem yeridir. Temelde çocuklarımızın #eğitim tarzı gibi algılansa da, çocukla ilgili modern dünyada farklı otoritelere teslim edilen pek çok #sorumluluk , evokulu ve okulsuzluk tercihlerinde ebeveynlerin üzerinde olduğu için bu kavramlar tüm aileyi bağlayan bir yaşam tarzı aslında. Ve her bir farklı aile, bu sorumlulukları farklı şekillerde üstüne alır ve çok sayıda değişkene göre bu konularda hareket eder. İki ebeveynin de hemfikir olması, ailenin #sosyal ve #ekonomik durumu, ayrıca eğitim düzeyi (sadece diploma bazında değil kendini geliştirme bazında da!), çocuğun yapısı, istek ve ihtiyaçları gibi belirleyiciler, her an her şeyi değişebilir ve evrilebilir kılar. Bu yüzden de oldukça esnek yaklaşımlar olmak zorunda olduğunu düşünüyorum şahsen. Evokulu ve okulsuzlukla ilgili #bilgi edinmek ister ve bu bağlamda bu tercihleri yapmış bir aileyi takip ederseniz, bu, evokulu ya da okulsuzlukla ilgili bilgi ya da görüş sahibi olmak için tek başına #yeterli olmayacaktır. Bu yolda önemli olan kendi doğrularını keşfetmek olduğu için, okunan her hikayeden bir şeyler almak mümkünken; herkesin doğrusunun bize uygun olamayabileceğinin de farkında olmak gerekir. Demem o ki; sadece bizim hikayemiz okulsuzluğa tek başına bir #örnek olmayabilir. Farklı örnekleri değerlendirip ona göre, bu konularda bir görüş sahibi olmak daha #sağlıklı olacaktır.

 

Okulsuzluk ve #film diyince, izlemiş olanlar (ama okulsuzluğu tam olarak bilmeyenler) #kaptanfantastic filminin okulsuzluğu anlattığını söyler. Fotoğrafta da göreceğiniz üzere filmin tanımı “onları dışarıdaki #dünya dışında her şeye hazırlamıştı” şeklinde yapılıyor 🤦🏼‍♀️. Okulsuzluk zaten iliklerimize kadar dışarıdaki dünyanın içinde yaşanan bir deneyim; bu “ #fanus ” deneyimi ise, okulsuzluktan oldukça alakasız bir yaklaşım. Kaptan Fantastik filminin, #okulsuzluk için örnek olacak bir film olduğunu düşünmüyorum, ailece okulsuzluk yapan bir #anne olarak 👍🏻 .
Film, aksine, dikkat ederseniz “eğer sisteme bu derece karşı olup da dışında kalırsan, çok fazla zorluk yaşar ve sonunda sisteme dönmek zorunda kalırsın; #sistem dışı yaşayamazsın” mesajı verir, bkz. son sahne! Sisteme karşı olmak adına insanların yapabilecekleri çeşit çeşit elbet. Filmdeyse her bir #örnek en uç noktadan verilmiş. Hastanede tedaviye ihtiyacı olan çocuğu hastaneye götürmemek, bipolar bir kadının (muhtemelen) hiç #tedavi görmemesi(!), #çocuk lara annelerinin intiharının pat diye ve düşüncesiz bir tarzda söylenmesi,acıkmış ve canı #hamburger istemiş çocuğa “bu bir çöp, yemek istiyorsan canlı hayvan avlamak zorundasın” yaklaşımı, toplumu sadece #olumsuz yanlarını vurgulayarak reddetme adına çocukları toplumdan aşırı soyutlayarak yetiştirme ve toplumdan çalmanın hak olarak gösterilmesi vs. Öyle ki ailenin büyük erkek çocuğu, tek başına herhangi birisiyle basit bir dialog kurmakta bile aşırı zorlanıyor, ama kafa zehir o ayrı! 🤪 .
Hadi bunlar bi yana, filmde çocukların öğrenme ve eğitim tarzına bakarsak, ebeveynler tarafından planlanmış ve baskı altında bir öğrenme olduğunu görüyoruz. Öyle bir baskı ki (bence) okul sistemindeki baskı hikaye kalır!
Okulsuzluğun mantığı özyönelimli olarak, öğrenme deneyimini tamamen çocuğun yönettiği ve ebeveynin buna sadece #destek olduğu bir deneyime dayanır. Yani film, okulsuzluğu yansıtmaktan fersah fersah uzak!

Filmde, alabildiğine #bilgi yüklemesi ve gerektiğinde bunun #eğitimsistemi eleştirisi için göze sokulması beni rahatsız eden noktalardan biriydi. Çünkü #anne ve #baba “çağımızın filozoflarını yetiştirme” hayaliyle yola çıkıp, bu hedefe, kendi katı kuralları doğrultusunda çocuklarını #kontrol altında tutarak ilerliyorlar. #Okulsuzluk ,anne-babanın hayalleri üzerine ilerlemez, aksine sıfır müdahale bile tercihe göre mümkündür! Filmde ebeveynlerin hayali, çocuklara dayatılmış bir şekilde yaşanıyor! Sistem zaten okulsuzluktan ziyade evokulu sistemi. Başta ailenin ormanın içinde #özgürce yaşadığı arazisi vs. insanı büyülüyor adeta ve bağlayıcı bir unsur. Ama filmi izledikçe sadece #evokulu ve okulsuzluğu olabildiğince kötü gösterme çabası hissi yarattı bende. Bununla birlikte toplumun kesinlikle parçası olmamak ve sistem karşıtlığının bir sonucu olarak ona zarar vermeye önem verildiği için “karşıtlık” temasını iliklerinize kadar hissedebilirsiniz, #film tam olarak bunu işliyor. Okulsuzluk yaparken bir şeylere karşı olup olmamanın dozu aileden aileye değişebilir, zira buradaki en uç örneği herkese mâl etmek #haksızlık olur. Aslında evokulu ya da okulsuzluk gibi kavramların ne kadar uç, dolayısıyla ne kadar kötü ve negatif olduğunu gösterme çabası için kurgulanmış bir film. Bir de bu açıdan bakarak izlemenizi tavsiye ederim. 

 

Okulsuzluğu araştırmaya başladığımda okuduğum ilk kitaptı, Okulsuz Büyümek ❤️. Ben Hewitt’in kısaltmak için, ailesinin özelinin sınırlarını doğru çizmek için, neyi nasıl düşünüp de hareket ettiklerini, kaç kere fikir değiştirip de yanıldıklarını kabul ettiklerini anlatmak için bu kitaba çok emek harcadığı belliydi bence.
Okulsuzluğa çok güzel ve naif bir örnek olmasıyla birlikte; onlar gibi düşünmediğim noktalar var ve biz bugün okulsuzluk deneyimini çok daha farklı bir yaşam tarzı içinde yaşıyoruz. Okulsuzluk için mutlaka kırsala yerleşmek gerekmiyor, köyde yaşamak zorunda filan da değiliz. Hayatta, karşıyız ya da desteklemiyoruz dediğimiz yaklaşımlar, fikirler ve doğrularımız da farklı farklı, tanıdığım-bildiğim diğer okulsuzlarla. Demem o ki, ben bu kitabı ilk okuduğumda çok etkilendim, ama kendimi kitaptaki yaşam tarzına karşı “olmazsa olmaz” bir hissiyat içinde bulmadım, ya da endişelenmedim. İçinden bizim hayata bakışımıza da uygun olanları aldım o kadar. Bu kitabı okulsuzluğa örnek olarak okuyup da, ama bizim arazimiz de yok, köye de yerleşemeyiz gibi hissiyatlara kapılmamanızı dilerim. Sayısız farklı okulsuzluk örneğinden sadece biri gözüyle bakılması daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.