birseyyahgeziyor.com
9. Okulda öğretilenleri nasıl öğrenecek?

       

       ''E peki okula gitmeyince, okulda öğretilenleri nasıl öğrenecek?'' ; bana bu güne kadar sorulan en naif sorulardan bence. Zaten genelde, okulsuzluk ilk defa duyulduğunda, soru sorma ihtiyacı oluşup, üzerine aslında hiç düşünülmemiş konular, oldukça yüzeysel bir şekilde soruluyor. O zaman bir an için, ''dünya bir toz ve gaz bulutundan oluşmuştur'' diye en baştan başlayasım gelmiyor değil.

       Soruyorum, ''okulda ne öğretiliyor?''. Konu geniş olunca, daha spesifik bir hale getirip konuşmaya başlıyoruz, ''hadi ilkokulu ele alalım, ilkokulda çocuklara ne öğretiliyor?''.

       Bugün uygulanan ilkokul müfredatının ayrıntılarına hakim değilim. Beni ilgilendirmiyor, bu yüzden de açıp bakmadım açıkçası. Ama çevremde her kim ile konuşuyorsam, çocuğu ilkokula giden; müfredatın içinin ne kadar boş olduğundan bahsediyorlar, genel olarak. Ayrıca ek kaynaklar olmadan öğretmenlerin derste pek bir şey yapamadığını söylüyor genel olarak konuştuğum veliler, bir de ek kaynaklara ödenen ek maliyetlerden bahsediliyor. Ödevlerin yapıldığı saatlerin de, daha çok kitaplardaki eksiklikler yüzünden, çocuğa evde konu anlatan velinin, ''öğretmene'' dönüştüğü sıkıntılı zaman dilimlerine dönüşmesinden şikayetçi çoğu kişi. Okul öncesi yaşta çocuğu olan bazı ebeveynlerse, bir kabusa hazırlanır gibi bekliyor ilkokulu ve değişmez getirisi ödevleri. Bahsettiğim elbet benim bireysel olarak kendi çevremde gözlemlediklerim. Yani bu yazdıklarımı tüm topluma, hatta çevremdeki tüm velilere ve çocuklara bile mal edemem, herkes diyemem, ama çoğunluk diyebilirim. Müfredat diyince ilk aklıma gelenler bunlar.

       İlkokulda; bilişsel ve fiziksel gelişim göz önüne alındığında, milli eğitime göre (bildiğim kadarıyla) çocuğun öğrenmekle yükümlü olduğu konular matematikte dört işlem; ayrıca okuma ve yazma. Buna ek olarak görülmesi gereken derslerin hayat bilgisi, ikinci dile giriş gibi hafif konular olduğundan fazlasını bilmiyorum. Devlet okullarının yanısıra; kodlama, üçüncü-dördüncü-beşinci dil, bilgi teknolojileri gibi dersleri de ilkokul müfredatlarında bulunduran özel okulları da duymuşluğum var.

       Çocukların çocukluklarını, kendi özel ilgi alanları ve merak ettikleri konular dışındaki konulara, mecburen maruz kalarak geçirmemesini daha doğru bulduğum için; çocuğumun da, onu hiç tanımayan, ilgisini ve merakını hiç bilmeyen, bireysel bilişsel ve fiziksel gelişim süreçlerini gözlemlememiş ve bunlardan bihaber insanlar tarafından, basmakalıp ve her çocuk aynıymışçasına tek şekilde hazırlanmış bir müfredata maruz kalmasını istemiyorum. Dolayısıyla müfredatlar ve içerikleri konusu hiç ilgimi çekmediği gibi, hayatımızda da buna yer vermemeyi tercih ediyorum. (Not: İngilizce öğretmenliği formasyon eğitimini çok severek almış; senelerce öğrencilerime müfredat hazırlamış bir öğretmenim ben.)

       Başa dönersek, okulda öğretilenleri zaten öğrenmesi çok daha kolay ve muhtemel. Çünkü dört işlem, okuma yazma, ikinci ve eğer isterse daha fazla yeni dil, eğer ilgisi varsa teknoloji, ve okulda daha her ne verilebiliyorsa konu olarak; cidden fazlasıyla bizim hayatımızın içinde bu konular yer alıyor zaten. Açıkçası, bu konular şöyle bir dursun, hayatımızda bunlardan kat kat fazlası da var; çocuğumun ilgi alanına uygun olan konular olarak elbet. Ayrıca çocuğumun ilgisi geliştiği sürece hangi konularla ilgileniyorsa o konularla ilgili pek çok şeyi de hayatımıza sokabiliyoruz. O zaman benim kafamda oluşan soru şu oluyor; ''e peki okulda öğretilmeyen ama hayatımızın içine kolaylıkla dahil edebileceğimiz, kendi mizacına uygun ve öğrenmeyi gerçekten çok istediği konuları, okula giderse nasıl öğrenecek?''. 

     Hem çocuğumuzun, hem bizim ilgimize, mizaçlarımıza uygun olabilecek deneyimler yaşamaya özen gösteriyor; merak ettiği konularda merakını karşılaması için uygun ortamı yaratmayı öncelikli tutuyoruz. Hayatımızda hobilere, müzelere, tiyatroya, sinemaya, seyahatlere, kitaplara, çizgifilmlere, hareketli oyunlara, hayal kurmaya fırsat verecek kadar bol boş zamana, kendi iç sesimizi duyabilecek kadar yavaşlığa ve sessizliğe, ve Seyyah'ın ihtiyaç duyup da bizim sağlayabildiğimiz her şeye bolca yer var ve her biri ayrı bir öğrenme deneyimi. Bu tarz deneyimler ile okul denyimini karşılaştırdığımda gözüme çok daha eksik gözüken okul eğitimi olurken; okulsuzluk, yaz tatili gibi değil de, tüm vaktimizi bu tarz özgür öğrenme deneyimlerine ayırabildiğimiz bir yaşam tarzı olduğu için bana biraz daha besleyici geliyor. Okula giden çocuklar bunları yapamaz mı? Yapabilir elbet; tatil dönemlerinde ve (genelde iyi not almak zorunda bırakıldıkları) derslere çalıştıkları zamanlardan, ödevlerini yapmaları gereken zamanlardan arda kalan, kısıtlı zaman dilimlerinde, biraz daha koşturarak ve aceleci yapabildiklerine sıkça şahit oluyorum. Benim konum, okula giden çocukları ya da okul eğitimini destekleyen ebeveynleri eleştirmekten ziyade (ki hiç sevmiyorum benden farklı olanı eleştirmeyi!) , sadece gayet naifçe ve üzerine düşünülmeden sorulan yukarıdaki gibi sorulara, dilim döndüğünce cevap verebilmek.

       Velhasıl, okulda öğretilenleri öğrenmeye özel olarak ihtiyaç duyduğumuz durumlar pek olmuyor. Çünkü onlar ve daha fazlası, kervan yolda düzülür mantığı ile biz hayatı dolu dolu yaşadıkça zaten doğal olarak öğreniliyor.

 

       Zeynep

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder E-Posta bilgisi gizli kalacaktır.