birseyyahgeziyor.com
21.Okulsuzluk&Meslek Seçimi

              

       ''Okula gitmezse nasıl mesleği olacak bu çocuğun?'' diye soruyorlar gerçekten :)) ...

       Okulsuzlukla büyümüş bir çocuk nasıl meslek sahibi olabilir? 
       Sanki meslek sahibi olmak için gerekli olan tek şey 12 senelik örgün öğretim ve üniversite eğitimiymiş gibi yaklaşılmasını artık hiç anlayamıyorum. Çünkü bu soruyu soran insanların da çoğunlukla ya kendi hayatlarında ya da aile-yakın çevre hayatlarında okul eğitimi ile paralel seyretmemiş kariyer hikayeleri olabiliyor. Kendini çok daha ileriki yaşlarda keşfetme ya da hiç keşfedememe toplumumuzun bir parçası olmuş desek, yanlış mı söylemiş oluruz sizce? Zaten, gençlerin genelde üniversiteye girerken istedikleri bölümleri seçemediklerinden, ne istediklerini bile bilmeden bölüm seçtiklerinden, puanlarına göre rastgele bir bölüm okuduklarından, ya da ailelerinin istediği bölümü okuyup, mezuniyet sonrası ya sevmedikleri işlerde çalıştıklarından ya da kariyer değiştirmek için çok çaba harcadıklarından mütamadiyen dert yanan bir toplumuz. O zaman, bu sorunun amacı nedir? diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu düşüncemi karşı tarafa soru olarak yönelttiğimdeyse genelde; “olsun, yine de bir diploması olsun da, gerisi berisi önemli değil” cevabını alıyorum. Sanki diploma her zaman garanti sağlayabilirmiş gibi. Diploma önemsizdir diye düşünmüyorum, onun da bir önemi ve olması gereken durumlar var, o da başka bölümün yazısı olacak zaten. Şimdi, yine de dilim döndüğünce o soruyu yanıtlamaya çalışıyorum. 

       Çalışmak kelimesini bir kenara koyarak; “meslek sahibi olmak” demek, kişinin kabiliyetli olduğu ya da ilgisini ve merakını çektiği için derinlemesine öğrenmekten keyif aldığı, yahut kafasının doğal olarak bastığı ve her ayrıntısını pıt diye anlayıp ilerlediği bir ya da birden fazla alanda, uzun vadeli olarak çalışma yapmasıdır. Bu benim kendi tanımım elbet, siz istediğiniz gibi esnetip bir şeyler daha ekleyebilirsiniz. 

       Bir insanın mesleğini seçebilmesi için kendini tanıyor olması, içsesini duyabilir ve özgürce karar verebilir durumda olması gerekir diye düşünüyorum. İstekli ve kararlı olması da ikinci etapta gerekenler bence. Üstüne, o konunun kişinin mesleği olması için, vakit ayırmak ve canla başla emek vermek de şart. “Yan gel yat, gökten zembille insin”le olmadığının, az çok benim kadar yaşamış herkes bilincinde zaten. 

       Şahsi görüşüm, okulun törpüleyici yanından geçmemiş çocukların; kendi içsesini daha iyi duyabildiği, ruhsal ve fiziksel durumunun daha çok farkında olduğu yönünde. Kendi çocuğum için gönlümden geçen, örgün öğretime maruz kalarak o tornadan hiç geçmemesi. Ama bunu da isteyebilir ve eğer isterse, en azından ne kadar geç bundan etkilenirse o kadarı onun için kârdır diye düşünüyorum. Dolayısıyla, o tornaya girmemiş ya da olabildiğince az maruz kalmış bireylerin; kendi mizaçları ölçüsünde, kendilerine en uygun meslekleri daha sağlıklı ve daha erken yaşlarda seçeceğini ve bu seçim doğrultusunda yaşayabileceğine inancım tam. 

       Okulsuz bir çocuk, okulsuzluk sürecini özgür bir öğrenme deneyimi olarak ve ailesinin tam desteği ile geçirebildiği sürece, hayatının hiç bir yerinde mesleksiz kalmakla yüz yüze gelmeyecektir diye düşünüyorum. Zira yaşadığı her bir deneyim zaten kendi doğru mesleğini-mesleklerini bulması için heybesine attığı bir kaynaktır.

  

       Zeynep

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder E-Posta bilgisi gizli kalacaktır.