birseyyahgeziyor.com
1.Okulsuzluk mantığımızı besleyen kitaplar

 

       Okulsuzluk kavramını keşfettikten sonra, okuduğum ilk kitap Ben Hewitt'in ''Okulsuz Büyümek'' kitabı oldu. Zaten ilgimi çok çekmiş bir konu üzerine yazıldığı için, bana oldukça dolu geldi. Ama okulsuzluk ilgi alanınıza girmiyorsa, eleştirecek çok şey bulabilirsiniz içinde. Zira benim de her yerini kendi hayatımız için uygun bulduğum bir yaşam tarzı değil. Ama ailenin ebeveynlerinin bu yolda düşe kalka ilerlemesi; isteklerini ve doğrularını zamanla belirlemeleri; büyük ailelerinin ve onların ailelerine karşı yaklaşımları; yaşam tarzları bize uymasa bile içindeki kişisel yaklaşımları (misal çocuk parmağını çakı ile kestiğinde, eve gelip kendi kendine müdahale etmesine, ebeveyn olarak çocuk yardım istemediği sürece hiç karışmamaları gibi! Acil durum müdahalelerini çocuklara en başından bir kere gösterip gerisini onlara bırakıyorlar.); anne ve baba olarak hemfikir olma tarzları ve hemfikir olamıyorlarsa buna nasıl yaklaştıkları gibi konuları direkt ailenin babasının kaleminden okumak, özellikle okulsuzluk kararının ilk adımlarında bana oldukça iyi geldi.

       Sonrasında Özgür Bolat'ın ''Beni ödülle cezalandırma'' kitabı, içimdeki anneye ''işte tam da yapmak istediklerimden bahsediyor'' dedirtti. Ben kitabı, okulsuzluğa geçiş aşamasında okuduğum için, yazıları kafamda okulsuluk gibi bir yaşam tarzına bunları nasıl uyarlarım diye düşünerek evirip çevirerek okudum. Ve bana daha da mümkün gözükmeye başladı.

       Özgür Bolat'ı, takip ettiğim bir okulsuzluk grubundaki, gümbür gümbür okulsuzluk yapan bir anne sayesinde tanımıştım. Akabinde hayatıma giren Alfie Kohn'u da yine okulsuz bir annenin tavsiyesi ile keşfettim. İyikilerimden biridir bu keşif. Sırasıyla ''Koşulsuz ebeveynlik'', ''Ödüllerle cezalandırılmak'', ''Şımarık çocuk bir şehir efsanesi'' kitaplarını okumaya başladım. Ödüllerle cezalandırılmak kitabını bitirmek bir türlü kısmet olamadı, hala ara ara açıp okuduğum bir kitaptır. Tarzına alışkın olmayanlar için, Alfie Kohn kitaplarının ağır ilelediğini düşünüyorum. Fakat kaleminden çıkan her şeyin hayatımıza o kadar pozitif etkileri oldu ki, okumadan geçmeyin derim.

       Alfie Kohn kitaplarından yeni çıkmış yorgun ama mutlu beynimi bekleyen yazar Peter Gray'di bu sefer. Orjinali ''Free to learn'' (yani öğrenmekte özgür anlamında) olan kitabın ''Çocuğum okulu sevmiyor'' adıyla yayınlanmış kötü bir çevirisini okumama rağmen, okulsuzluk namına çok şey öğrendim. Sosyoloji alanında da çalışmış Peter Gray'in, çocuğunun okulla sorunlar yaşaması ile başlayan okulsuzluk macerasını; sosyoloji, eğitim sisteminin tarihi ve okulsuzluğun nerelerden başlayıp nerelere geldiğini anlatan bu kitabı bana çok iyi gelenlerden oldu.

       Bir arkadaş tavsiyesi üzerine aldığım Kim John Payne'in ''Daha sade bir hayat'' kitabını da okulsuzlukta bunları nasıl kullanabilirim diye düşünerek okuduğum için, oldukça etkili ve baştacım bir kitap olarak burada paylaşmak istiyorum. Anneliğimi de, yavaşlığımı da, okulsuz günlerde boş geçirdiğimiz vakitlerimizi de bana sevdiren kitaptır bu. Şiddetle tavsiyemdir.

       Tüm bunlar arasında evimize giren ''Simyacı''nın çok eski bir basımı bana kitaplıktan göz kırpıp duruyordu. Çocukluğumun kitaplarından olmasına rağmen daha önce okumamıştım. Şansıma, bu kitabı eşim İbrahim ile eş zamanlı okuyarak ve üzerine günlük kahve muhabbetlerimizde uzun uzadıya konuşarak okulsuzluk yaklaşımlarımız ve hayata bakış açılarımızı yavaştan değiştirdik. Dolayısıyla, daha önce okumuş olsanız bile, eğer niyetiniz okulsuzluk tarzı bir şeyse, arada bu kitabı da okumanızı tavsiye ederim.

       O ara milli eğitim bakanı değişmiş ve okullar açılmak üzereyken, öğretmenlerin okumasını istediği kitaplar listesine John Taylor Gatto'nun ''Eğitim bir kitle imha silahı'' kitabını da eklemişti. O kadar çok öğretmenden mesaj aldım ki, zaten okumak üzere kitaplığımızda bekleyen bu kitabı okumaya başladım. En azından ilk bölümleri için şunu söylemek isterim ki, içinde bizim üzerine konuşmadığımız ve yeni bir bilgi içeren, beni şaşırtacak fazla şey bulamayınca, daha sakin bir zamanda daha hızlı okuyup bitirmek üzere bir kenara bıraktım. Biz İbrahim'le cidden okulsuzluk ve hayata bakış açımız üzerine çok fazla konuştuğumuz için, bazı yeni kaynaklar bizi heyecanlandırmıyor zaman zaman. Bizde böyle bir etkisi olsa da, okulsuzluk benzeri bir yaşam tarzı için okunmasının iyi olacağını düşündüğüm kitaplar arasında bu kitap da. Ayrıca milli eğitim bakanımızın da bir bildiği olacak ki, tüm öğretmenler okusun istemişti.

       Seyyah'la parkta oldukça fazla vakit geçirdiğim ve sadece onu uzaktan gözlemlediğim bir yaz boyunca, parkta tek kulaklık ile Tedx konuşmalarını dinlemeye başladım. Ki onları da ayrı bir bölümde paylaşacağım. İşte bu dönemde keşfettiğim isim, Sinan Canan oldu. Şu sıralar ''Kimsenin bilemeyeceği şeyler'' kitabını okumakla birlikte, ''Unutulacak şeyler'' ve ''Değişen beynim'' kitapları da beynin olağanüstü dünyasına dalmam için karşıdan bana bakıyorlar. Sinan Canan'ın konuşmalarını dinledikçe ve kitabını okudukça beynimizi, kendimi, çocuğumu, insanları, insanlığı, doğayı, yaradılışı ve tüm kainatın gidişatını daha net anlamaya başladığım için, okulsuluk mantığımı en çok besleyen kaynakların bu adama ait olduğunu belirtmek isterim.

 

Tüm bu kitaplarla birlikte, okulsuzluk sürecinde çok severek okuduğum ve okulsuzluk bakış açımı besleyen,

www.yabanelma.com/

http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/

https://suteresi.wordpress.com/

gibi bloglardan da hayat üzerine oldukça zengin içerikli kaynağa ulaştığımı belirtmek isterim.

 

       Ara ara baktığım yabancı blog ve kaynaklar da oluyor fakat düzenli takipte olmadığım için kaynak olarak belirtemeyeceğim. İlgilenirseniz zaten teknoloji sayesinde siz de kolayca bulabilirsiniz.

      Çok yoğun şekilde kitap okuyan birisi değilim. Benim için büyük bir zevk okumak, ama her telden çalmayı seviyorum; kitaplar, bloglar, instagram paylaşımları, eski-yeni köşe yazıları vs. tüm okuduklarım arasında. Hayatımı sevdiğim şeylerle ve sevdiğim-istediğim şeyleri yaparak doldurmayı seviyorum. Tüm bu doluluk arasında; kitaplara okulsuzluk sürecimizde verdiğim yerden, küçük bir paylaşım yapmak istedim.

       Niyetiniz okulsuzluk, evokulu ya da daha esnek bir eğitim-öğretim tarzı olabilir; yahut eğitim sistemine dolu dolu dahil olsanız da çocuğunuza bu konuda yaklaşımınızla ilgili farklı bakış açılarına da göz atmak isterseniz, ilk etapta bu kaynaklar oldukça besleyici olacaktır diye düşünüyorum. Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor.

 

Zeynep

Yorumlar

BEYZA AYDIN BAŞER - 11.9.2017 15:09:55

Merhabalar. Bebeğim henüz 2 yaşına girmedi, ama okulsuzluk yada ev okulu kavramları gündemime gireli sanırım 7-8 ay kadar oldu. İlk etapta yurtdışında yaşayan Türk ailelerin tecrübelerini okudum. Ülkemizde bu eğitim şeklini tercih edenler var mı net olarak bilmiyorum diyordum ki, sitenizle karşılaştım:) Yasal boyutla alakalı verdiğiniz bilgiler beni oldukça aydınlattı, teşekkür ederim öncelikle:) Şu an bu kitabı okuyorum. Okulsuzluk yada evde eğitimi araştıran kişilerin karşısına çıkacak ilk kitapları paylşamışsınız zaten; Daha Sade Bir Hayat ve Okulsuz Büyümek... Bu kitabın da yeni baskısı çıktı, ben de çok aramıştım fakat bir türlü bulamamıştım. Basımı yapıldı da rahata erdim:) Sitenizi incelemeye devam edeceğim. İlerleyen dönemlerde sorularım da olacak muhtemelen:) Sağlıklı ve neşeli günler dilerim...


Yanıtla
BEYZA AYDIN BAŞER - 11.9.2017 15:23:12

Aslında ilk sorumu sormuş olayım; Türkiye'de bu işe gönül veren annelerin çocukları -benim gördüğüm kadarı ile- ya anasınıfı yaşında yahut daha küçük. Sizin gibi, kamuya açık biçimde, formal eğitim sisteminde ortaokul-lise yaşında çocuğu olan ve deneyimlerini paylaşan bir anne-babanın sitesi, blogu yada hesabını paylaşmanız mümkün olur mu? Okul yaşı henüz gelmemiş bir çocuk zaten oldukça meraklı, dediğiniz gibi; boyasını, oyuncağını alıp geliyor, oynuyor. İstemezse oynamıyor. Fakat matematik, fen ve sosyal bilimler anlamında bir şeyler bilmesini beklediğimiz yaştaki çocuklar bu serüveni nasıl yaşıyor. Kendi istekleriyle öğreniyorlar, o kısım tamam:) Ama uygulamalı örneğini görmeyi çok istiyorum doğrusu.


Yanıtla
Yanıtlar :
Zeynep - 30.3.2019 00:19:49

Siz bu yorumu yazalı çok olmuş ama ben geç de olsa yanıtlamak istedim. Oldukça fazla aile var, benim bildiğim. Ama bilinmek, bizim gibi açık açık paylaşmak istemiyor herkes, doğal olarak. Yasal süreçlere takılmak istememeleri çok haklı bir neden. Saygı duyuyor ve haliyle hepsini paylaşmamın mümkün olmadığını belirtmek istiyorum. Siz bu yorumu farklı bşr yazıya yazmıştınız ama kaynak içeriğini değiştirip yeniden yayınladığım için, yukarıdaki yazıda bu soruya yanıt bulabilirsiniz. Instagram’da da okulsuzluk için arama yaparsanız, bahsettiğiniz yaşlarda çocuklarıyla okulsuzluk yapan aileleri keşfetmeniz mümkün. Ben de öyle öyle, yavaş yavaş keşfetmiştim çoğunu.
Yorum Gönder E-Posta bilgisi gizli kalacaktır.